AVUKAT CELAL GÜVEN HUKUK BÜROSU
AVUKAT CELAL GÜVEN HUKUK BÜROSU

Teklif Formu

Adınız Soyadınız

E-posta adresiniz

Telefon

Mesajınız

AVUKAT CELAL GÜVEN HUKUK BÜROSU AVUKAT CELAL GÜVEN HUKUK BÜROSU

Menü

SUÇA TEŞEBBÜS - GÖNÜLLÜ VAZGEÇME

SUÇA TEŞEBBÜS - GÖNÜLLÜ VAZGEÇME

SUÇA TEŞEBBÜS - GÖNÜLLÜ VAZGEÇME

GİRİŞ


Ceza yargılamalarına konu olan olaylarda da görülmektedir ki; suç her zaman tamamlanmamaktadır. Bir
suç iki biçimde tamamlanmayabilir. Bunlardan ilki failin suçu elinde olmayan sebeplerle
tamamlayamaması (Suça teşebbüs) haliyken diğeri failin suç işlemekten kendi iradesiyle vazgeçmesi
(Gönüllü vazgeçme) hallidir. 5237 Türk Ceza Kanununda "Suça Teşebbüs" ve "Gönüllü Vazgeçme"
kavramları 35. Ve 36. Maddelerde düzenlenmiştir. Madde metinleri şu şekildedir;


Suça teşebbüs

Madde 35- (1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp
da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte
üçüne kadarı indirilir.


Gönüllü vazgeçme


Madde 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun
tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat
tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Madde hükümleri incelendiğinde görülecektir ki; bir suçun tamamlanmaması halinde hangi madde
hükmünün uygulanacağı ayrımı failin niyetinden kaynaklanmaktadır.


Suça Teşebbüs

Gönüllü Vazgeçme Arasındaki FarkFailin niyeti suçu tamamlama olmasına rağmen elinde olmayan bir sebeple suç tamamlanamazsa
teşebbüs hükümleri uygulanacakken, failin suçun işlenmesini bilinçli olarak engellediği, suçtan
vazgeçtiği durumlarda ise gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanmalıdır. Bu hususta ayrım yapılırken;
failin suçtan vazgeçme kararının ne zaman ve hangi koşullarda verildiği, vazgeçmenin failin özgür
iradesiyle olup olmadığı ve vazgeçme gerçekleşmemiş olsa, suç tamamlanacak mıydı gibi sorulara cevap
verilmelidir.


I. SUÇA TEŞEBBÜS


1. Teşebbüs Kavramının Tanımları Ve Unsurları


Yukarıda belirtilen kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere; suça teşebbüs, failin kastıyla
gerçekleştirmeyi hedeflediği bir suçun, elverişli hareketlerle başlamasına rağmen, tamamlanamaması
durumudur. Bu kavram genellikle şu unsurları içerir:
- Kast: Suça teşebbüs, sadece kasten işlenebilen suçlar açısından söz konusudur.
- Başlama: Fail,suçun icrasına yönelik harekete geçmiştir.
- Elverişli Hareket: Gerçekleştirilen hareketler, suçun tamamlanmasına elverişlidir.
- Tamamlanmama: Suç, failin iradesi dışında gerçekleşmeyen nedenlerle tamamlanmamıştır.


2. Teşebbüs Kavramının Hukuki Tanımı ve Niteliği


Suça teşebbüs, tamamlanmış suça göre cezalandırılır; ancak cezada bir indirim yapılması söz konusu
olabilir. Bu durum, failin suçun tamamlanmamasından dolayı ortaya çıkan sonuçları yaşamamış
olmasından kaynaklanır.


3. Suça Teşebbüs Kavramının Uygulama Alanları


Yukarıda da değindiğimiz üzere suça teşebbüs kasten işlenen suçlarda uygulama alanı bulacaktır.
Taksirle işlenen suçlarda teşebbüs hükümleri uygulanmaz. Aynı şekilde olası kast ile işlenen suçlarda da
teşebbüs söz konusu olmayacaktır.


A. Hırsızlık Suçunda Teşebbüs


Belki de teşebbüs hükümlerinden en çok bahsedilen suç Türk Ceza Kanununun 141. Maddesinde
düzenlenen hırsızlık suçudur. Hırsızlık suçu, failden kaynaklanmayan birçok sebeple tamamlanmayabilir.
Örneğin, failin kilitli bir kapıyı kırarak içeri girmesi, ancak henüz eşyaya el koymadan yakalanması,
hırsızlığa teşebbüs olarak değerlendirilir.


Örneğin Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/2496 E. - 2009/14265 K. Sayılı 03.11.2009 tarihli kararında
"Sanığın olay tarihinde geceleyin 00:30 sıralarında yakınana ait evin mutfak kapısının sürgüsünü
zorlamak suretiyle açıp içeri girdiği, bu esnada yakınan ve oğlunun uyanarak sanığa ne aradığını sorup,
aynı zamanda telefonla yardım istemeye çalıştıkları, sanığın da kiralık ev arıyorum diyerek herhangi bir
şey alamadan olay yerinden kaçtığının anlaşılması karşısında; gecenin ilerleyen saatinde mutfak kapısını
zorlamak suretiyle açıp içeri giren ve yakınanların kendisini görmesi üzerine olay yerinden kaçmasının
hırsızlık suçuna teşebbüs kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.


B. Kasten Öldürmeye Teşebbüs - Kasten Yaralama Ayrımı


Teşebbüs tanımını en çok duyduğumuz suçlardan biri de kasten öldürme suçudur. Mağduru öldürme
kastıyla hareket eden failin amacını gerçekleştirememesi muhtemeldir. Örneğin fail mağdura ateş edebilir
ancak ıskalayabilir. Veya mermi mağdura isabet etmesine rağmen mağdur yaralanabilir fakat
ölmeyebilir. Bu gibi durumlarda failin kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mı yoksa kasten yaralama
suçundan mı cezalandırılacağı hususu tartışma yaratabilir.


Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu ayrımın da giderilmesinde önemli olan husus failin kastıdır. Failin
mağdura yönelik eyleminin mağduru öldürme kastıyla mı yoksa yaralama kastıyla mı
gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit için de failin davranışları önemlidir.


Yargıtay bu konudaki içtihatlarında -eylemin gerçekleştiriliş sebebi, kullanılan aletin cinsi, kullanım
şekli, isabet alınan bölge ve yaralanmanın niteliği, darbe adedi ve şiddeti, failin suçtan önceki ve sonraki
davranışları, fail ve mağdur arasındaki husumet, hedef seçme imkanının bulunup bulunmadığı, failin
fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği- kriterlerini belirtmiştir.
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.07.2011 tarihli, 2011/1-95 E. ve 2011/163 K. sayılı kararı)


Yine aynı şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulu; sanıkla maktul arasında, olay öncesine ait bir husumetin
bulunması kastın belirlenebilmesi açısından kullanılabilecek tek ölçüt olmayıp, gözetilmesi gereken
ölçütlerden birisi olduğunu, bu durumda arada husumet bulunmasa bile diğer ölçütlerden yararlanarak
kastın belirlenmesi mümkün olduğunu belirtmiştir.


II. GÖNÜLLÜ VAZGEÇME


1. Tanımı Ve Hukuki Niteliği


Daha önce de belirttiğimiz üzere TCK md. 36 hükmü "Kişi, suçu tamamlamadan önce, kendi isteğiyle
suçu işlemekten vazgeçer veya suçun tamamlanmasını engellerse cezalandırılmaz. Ancak, bu kişinin
yaptığı hareketlerden dolayı bir zarar doğmuşsa, bu zarardan dolayı cezalandırılır." şeklindedir.
Gönüllü vazgeçmenin en belirgin özelliği, failin dış etki olmaksızın suçtan vazgeçmesidir. Bu
düzenlemeyle faili, suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmeye teşvik etmek amaçlanmıştır.
Gönüllü vazgeçme hem suçun icra hareketlerinin devamı aşamasında hem de suçun icra hareketlerinin
tamamlanmasından sonra söz konusu olabilir. Fail suçun icra hareketlerini tamamlamaktan vazgeçebilir
ya da suçun icra hareketlerini tamamladıktan sonra suçun tamamlanmasını engelleyebilir. Ancak böyle
bir durumda failin suçun tamamlanmasını engellemek için gayretinin olması gerekmektedir. Özetle
gönüllü vazgeçme için;


- Suçun doğrudan icra hareketi başlamış olmalı
- Suç tamamlanmamış olmalı
- Failin kendi iradesiyle vazgeçmiş olmalı
- Suçun tamamlanmasını aktif şekilde engellemiş olmalı


2. Gönüllü Vazgeçme Kavramının Uygulama Alanı


Gönüllü vazgeçme, tıpkı suça teşebbüste olduğu gibi kasten işlenebilen suçlarda uygulama alanı
bulacaktır. Taksirle işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme söz konusu olmaz.


A. Hırsızlık Suçunda Gönüllü Vazgeçme


Suça teşebbüste de değindiğimiz gibi gönüllü vazgeçme tabirini en çok duyduğumuz suçlardan biri
hırsızlıktır.Hırsızlıkta gönüllü vazgeçmenin kabulü için failin imkanları oluşmasına rağmen rağmen
eşyaya el koymaktan kendi isteğiyle vazgeçmesi gerekir. Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2016/3421 E. -
2017/1299 K. Sayılı kararına göre; sanığın, evin içinde değerli eşyaları görmesine rağmen hiçbirine
dokunmadan kendi rızasıyla çıkması gönüllü vazgeçme sayılmıştır.


B. Kasten Öldürme Suçunda Gönüllü Vazgeçme


Kasten öldürme, ceza hukukunun en ağır yaptırımla karşılık verdiği suç tipidir. Bu suça teşebbüs
edilmişse ve fail kendi iradesiyle vazgeçmişse, bu durum hem maddi ceza hukuku hem de ceza siyaseti
bakımından özel olarak ele alınmalıdır. Özellikle gönüllü vazgeçme hâlinde failin sorumluluğu, suçun
tamamlanmaması nedeniyle farklı şekilde değerlendirilir.


Kasten öldürmede gönüllü vazgeçmeden bahsedebilmek için mağdurun hayatta kalması yeterli değildir.
Failin, vazgeçme iradesini açıkça ortaya koyması gerekmektedir. Örneğin; fail, silahla ateş ettikten sonra
yaralı mağduru hastaneye götürüp ölümünü engelliyorsa, gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanabilir.
Aynı şekilde Fail, bıçağı saplamak üzereyken kendi isteğiyle bıçağı bırakıp ortamdan uzaklaşıyorsa (ve
başka kimse engellememişse), gönüllü vazgeçme söz konusu olabilir. "Sanık tarafından bıçakla
yaralanan mağdurun kan kaybından öleceği tıbben sabitken, sanığın mağduru hastaneye götürerek
hayatını kurtarması, gönüllü vazgeçme olarak değerlendirilmiştir." (Yargıtay 1. CD, E. 2012/456, K.
2013/1218)


C. Gönüllü Vazgeçme - Etkin Pişmanlık Ayrımı


"Etkin pişmanlık” ile “gönüllü vazgeçme” arasındaki ayrım, ceza hukukunda çok önemli ve sıklıkla
karıştırılan bir konudur. İkisi de failin cezai sorumluluğunda indirim veya kaldırma etkisi doğurabilir,
ancak hem zamanlama, hem hukuki nitelik, hem de uygulanma şartları açısından birbirinden ayrılır.
Ayrımın temeli zamanlama bakımından belirlenmektedir. Gönüllü vazgeçme, suç henüz tamamlanmadan
önce gerçekleşir. Fail, suçu işlemeye başlamıştır ama henüz sonuç gerçekleşmeden kendi özgür iradesiyle
vazgeçmiştir. Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra ortaya çıkar. Fail, işlediği suçtan sonra
pişmanlık duyarak zararları gidermek için harekete geçer.


Örneğin failin bir eve girip evin içinde değerli eşyaları görmesine rağmen hiçbirine dokunmadan kendi
rızasıyla çıkması gönüllü vazgeçme kapsamındadır. Ancak failin evden ziynet eşyası çalıp yani suçu
tamamlayıp sonrasında pişman olup eşyaları iade etmesi hali ise etkin pişmanlık kapsamındadır. Gönüllü
vazgeçme halinde fail cezalandırılmaması esasken etkin pişmanlıkta TCK md. 168 gereği cezada indirim
söz konusudur.


III. SONUÇ


Sonuç olarak, teşebbüs ve gönüllü vazgeçme, ceza hukukunda suçun oluşum süreci içinde failin iradesine
göre şekillenen kritik kurumlardır. Failin suçu tamamlamadan önce kendi özgür iradesiyle vazgeçmesi,
cezalandırılmamasını sağlayarak ceza hukukunun ıslah edici ve önleyici işlevine hizmet eder. Bu
kurumların, özellikle kastın yoğun olduğu suç tiplerinde dikkatle uygulanması, adil bir ceza yargılaması
açısından büyük önem taşır.

 

Av. Celal GÜVEN

Yorumlar
Yorum Yap